Çanakkale tarihine son zamanlarda büyük bir ilgi olduğunu, ancak bu ilginin böylesine bir savaşı yaşamış millete yetmeyerek, insanların daha fazla yönelmesi gerektiğini her platformda anlatmaya çalışıyorum. Hemen şunu da itiraf edeyim, gereken özen ve ihtimamı gösteren birçok gencimiz de mevcut.
Şimdi, izninizle bu gençlerin Çanakkale harp hatıraları için yaptığı birkaç organizasyondan bahsetmek istiyorum.
18 Mart üniversitesinde okuyan gençler ve onlara İstanbul’dan iştirak eden gönüldaşları, birkaç senedir çok güzel ve anlamlı bir etkinliğe imza atıyorlar.
Gençler Çanakkale ruhu için neler yapıyorlar kısaca konu alalım.
Çanakkale kara savaşları Nisan 1915 tarihinin 24’ü 25’e bağlayan gece başlamıştır. Düşman, Seddülbahir ve Arıburnu ana hat olmak üzere birçok farklı bölgeden karaya çıkarma yapmıştır. ( Ağıl dere, Arıburnu “Anzak koyu”,
Kaba tepe, Zığın dere “Y”, Teke koyu “W”, İkizler koyu “X”, Ertuğrul koyu “V”, Morto koyu “S”, Anadolu yakasında kalan Kumkale ve Beşige )
Bu zikrettiğimiz bölgelerden İngiliz, Fransız ve sömürdükleri ülkeler çıkarma yapmışlardır. Ama özellikle Arıburnu bölgesinden Anzaklar ( Avustralya ve Yeni Zelanda ) kolordu seviyesindeki birliklerinden çok önemli sayıda asker çıkarmışlardır.
Bu sebepten Anzakların torunları 24 Nisan gecesini çok önemser ve her sene tüm şartlarını zorlayarak binlerce kilometre öteden Gelibolu’ya gelirler.
“ Kendi ayakları üzerinde durabilen bir millet olmanın tohumlarını, biz Çanakkale’de attık” diyen Anzak için bu savaş önemli. Peki, kurumak üzere olan bir çınar ( Osmanlı Devleti ) gövdesinde filizlenen bir fidan misali, tüm Müslüman Anadolu’nun tek vücut olup çelik tabyalara göğsünü siper eden bir millet için “Şu Boğaz Harbi’nin” önemini varın siz hesap edin.
Konumuza dönelim; gençlerin 24 Nisan gecesi, Anzak torunları çıkarma sahillerine doluşup dedeleri için İnciller, İlahiler, şarkılar ve marşlar okuyup seremoni yaparken, 18 Mart üniversitesinin gençleri de boş durmuyor.
Çıkarma gecesi sesleri duyup yürekleri yanan Mustafa Kemal ve 57. Alay aslanlarının Bigalı köyünden Conk bayırı, Bomba sırtı hattına kadar ilerlemelerini örnek alarak, ellerinde meşaleler yüreklerinde aynı yangınla ve aynı haleti ruh ile ilerliyorlar.
Kısaca benim gibi elinde çay televizyonun karşısında, bizlerin vatanını gasp etmek için gelmiş insanların torunlarını anlamsız boş gözlerle seyretmiyor, yüreklerinin yangını ile dedelerinin yolunda Vatan ve Millet mücadelesine gidiyorlar.
Hepsi bu kadar mı? Elbette değil…
Alman asıllı Türklerin 5. ordu komutanı Liman Von Sanders Paşa, savaşın ikinci ayında büyük bir taarruz ile düşmanı denize dökmeyi planlar. Ancak bu fikrini başta Esat Paşa ( Bülkat ) ve Mustafa Kemal ( Atatürk ) olmak üzere Türk komutanlarına kabul ettiremez. Cepheyi denetlemeye gelen Enver Paşaya fikrini açar. Hayalperest Enver Paşanın, bu fikir aklına yatar ve taarruz için Sanders Paşaya izin verir. Liman Von Sanders, 19 Mayıs gecesi sabaha karşı 2. 5. 16. Ve 19. Tümenleri süngülerle makineli tüfeklere hücuma kaldırdı. Hiçbir vicdanın kabul edemeyeceği bu taarruzda binlerce Mehmedimiz şehit olur.
İşte bu gençlerimiz, 19 Mayıs tarihinde 4. Tümene bağlı tüm Alayların ve Taburların taarruz mevkisi olan Süngü bayırından Conk bayırına kadar hemde ta Kilye koyundan başlayarak yürüyorlar. Taarruz merkezi olan Kanlı sırt’ta hep birlikte saygı duruşunda duruyor, marşlar, mevlitler ve Kuran’ı Kerimler okuyup günün anlamına binaen konuşmalar yapıyorlar.
Milli birlik ve beraberliğimizi pekiştirecek etkinlikleri destekliyor ve gençlerin bu faaliyetlerine yürekten katılıyorum.
Ve… Ben diyorum ki;
3 Aya yakın bir süre geçmesine karşın düşman hala ilerleyememiş ve küçücük bir kara parçasında mahsur kalmıştı. Alçı tepeyi almak için Zığın dereden bir saldırı planlar. Planlar ancak, o bölgede binlerce insanın tedavi gördüğü bir sahra hastanesi vardır. İngiliz Lord’lar kamarasında bazı itirazlar olur. İtirazlara karşı, Çanakkale savaşının müsebbibi olan bazı kimseler “Türkler insan mı” diyebilmiştir.
Saldırı yapılıyor, önce tonlarca top mermisi yaralı Mehmetçiğin üzerine yağıyor. Şehit Mehmetçiğin sırtlardan, vadilerden boşanan kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayaklarına basa basa düşman 1,5 kilometre ilerleyebiliyor.
İngiliz’in bu yaptıklarına değdimi? Elbette değmedi. Gasp ettiği topraklardan vakti geldiğinde kaçmak zorunda kaldı ve biz Mülüman Türklerin her daim nefretini kazandı.
Ben; 28 Haziran gecesinin en az 24 Nisan ve 19 Mayıs geceleri kadar ehemmiyet arz ettiğini düşünüyorum ve siz değerli dostları böylesine önemli bir gecede organizasyon yapmaya davet ediyorum.
Böylelikle Çanakkale harp hatıralarına muhabbet bir kat daha artacak, 24 Nisan’a ve 19 Mayıs organizasyonlarına herhangi bir sebepten iştirak edemeyen kimseler için de yeni ve önemli bir etkinlik icra edilmiş olunacaktır.
Programın içeriğine ise tüm gönüldaşlar hep birlikte karar veririz.
Nedersiniz… !
Mustafa Seçkin ÇAKIR
Çanakkale harp hatıraları gönüldaşı