harmanyolcusu
Global Moderator
Başlangıç
   
Karma: +2/-0
Offline
Mesaj Sayısı: 49
|
 |
« : Şubat 15, 2008, 01:51:48 ÖS » |
|
Bir takım kimseler “Çanakkale savaşı iman ile kazanılan mücadele imiş. Hayır efendim, bu bir dinci safsatasıdır. Hem bunu söyleyen adama sorarlar madem Allah Çanakkale savaşında yardım etti, peki Balkan ve Sarıkamış savaşlarında neden yardım etmedi. Yoksa bu savaşlar, Müslüman savaşı deyimliydi? Bırakın kardeşim bunları, biraz gerçekçi olun. Çanakkale savaşında bize yardım eden yalnız Alman’lardı.” derler. “Çanakkale Savaşı Bir İman Mücadelesi” olduğuna inanan birisi olarak, izninizle böyle düşünen ve hatta her mecliste zikredip, insanların kalplerinin kırılmasına sebep olan bu arkadaşlarımıza cevap vermek istiyorum. Sevgili arkadaşım; sizce gerçek yalnızca gözle görülür, elle tutulur objeler midir? Sizin hayatınızda göremediğiniz, tutamadığınız bir yığın gerçek mevcut değimli? Mesela; sizin hayatınızdaki duygular birer gerçek değimli? Hayatınızdaki bazı gerçeklerde mantık arayabiliyor musunuz? Örneğin çok sevdiğiniz bir kimseye “bak canımın içi, ben senin o kişiyle görüşmeni istemiyorum, çünkü onunla beraber olman çok mantıksız.” diyebiliyor musunuz? Veya karanlıktan korkan çocuğunuza “ bak yavrum, karanlıktan korkulmaz, çünkü öcü diye bir şey çok saçma.” diyebiliyor musunuz? Deseniz de, sizin istediğiniz mantıklı cevabı alabiliyor musunuz? İnanmak ve iman etmeyi farklı bir cihete koymak yalnız olur. Duyguda olduğu gibi her inançta da siz mantık yürütemezsiniz. Şöyle hafızanızı bir yoklayın, sizin inandığınız ancak çevrenizde ki insanların inanmadığı birçok konuları görün. Allah’ü Teâlâ’ya olan imanda, sizin benden benimde sizden elbette şüphemiz yok. Ancak gelelim mutabık kalamadığımız Allah’ın Nusretine yani yardımına. Allah Müslüman’ın her zaman yar ve yarenidir. İnancın mükâfatını kimi zaman dünya’da, kimi zaman ahrette, ama mutlaka verir. Savaş meydanlarında galip her zaman önce şüheda, sonra gazilerdir. Çünkü inanmışlar ve en değerli varlıkları olan canlarını ve bedenlerini sarf etmişlerdir. Mükâfatlarını Allah Kur’an ı Kerim’de nasıl vereceğini zikrediyor. Yani savaşta ister galip tarafta, ister mağlup tarafta olun, inanıyorsanız üstünsünüz. Siz tekbir savaşa, tekbir harekete bakarak değerlendirme yaparsanız yanılırsınız. Yüce Allah’ın elçisi Peygamber efendimizin, bizzat iştirak ettiği veya manen yanlarında bulunduğu savaşların bazılarına bakınız. Uhud savaşını, Hudeybiye antlaşmasını, Tebuk savaşını ve Mute savaşını bir inceleyiniz. İslami yeti yaymak için çabalayan Peygamber orduları, o an için mağlup sayılabilir. Oysa uzun vadede incelediğinizde, Uhud ve hudeybiye de yendiğini iddia eden müşriklere bakınız, yine Tebuk seferinde ilk anda İslam ordusunu bozguna uğratan çapulcu sürülerine ve yine Mute savaşını kazanan Bizans İmparatorluğunun sonuna bakınız. İnanç, teslimiyet ve azmin önünde kim durabilmiştir. Evet; biz Sarıkamış savaşını belki kaybettik. Ama lütfen bakınız, hayalperest Enver Paşa dâhil, kaç kişi Aralık ve Ocak ayarlının soğuğunda yalın ayak askeri, Allahuekber dağlarına çıkarıp savaşı kazanacağına inandı. Yine Balkan savaşında “ karşımızda Bulgar çeteleri var, nasıl olsa biz bu savaşı kazanacağız” diyerek, koca orduyu hazırlamadan ve kışın ortasında Trakya’nın yapışkan çamuruna saplayan insanlar, ne kadar inanmışlardı. Yazımızın içeriğini teşkil eden şu mefhumu tekrar hatırlatalım; savaşların sonuçları bizleri, yani sonraki nesilleri ilgilendirir. Gerçek galipler ise şehit listelerinde isimleri olanlardır. Geldiğimiz noktaya kadar özetlersek; zafere iman, amire itaat, Yaradan’a teslimiyet, dünyada ve ahrette mutlaka zafer getirir. Peki, Çanakkale savaşının bir iman mücadelesi olduğunu yalnızca biz mi söylüyoruz? Elbette hayır. Bakınız Ogünlerin İngiliz siyasetçilerine, bakınız savaşın karşı cephesinde bulunan komuta kadrosuna ve gazetecilerine. Hepsinin anılarında cümleler farklı olsa da zikredilen bir ifade var, o da “Çanakkale savaşı son haçlı seferidir.( Haçlı seferleri İslam’a karşı düzenlenen akımlardır.) Biz Hıristiyanlar, Müslüman Türk karşısında yenilmişizdir.” Sözlerimi harp sahalarının büyük üstadı, Milli Mücadelemizin ve Türkiye Cumhuriyetimizin ebedi lideri Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN Çanakkale savaşının ruhunu anlatan cümlesiyle sonlandırmak istiyorum. “Bomba Sırtı vakasını anlatmadan geçemeyeceğim. Siperler arasında mesafe sekiz metre, yani ölüm muhakkak... Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına kâmilen düşüyor. İkincidekiler onların yerine geçiyor... Fakat ne kadar gıpta edilecek bir itidal ve tevekkülle, biliyor musunuz, öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir korku ve endişe göstermiyor, sarsılmak yok... Okuma bilenlerin ellerinde Kur’an–ı Kerim, cennete gitmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime–i Şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren şayan–ı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Savaşları’nı kazandıran bu yüksek ruhtur.” İnanın bana aynı ruh, Müslüman Türk insanının bulunduğu tüm mücadeleler içinde geçerli. Sevgili arkadaşım; hala size gerçekleri anlatamadı isem kusuruma bakmayınız. Çünkü bu sizden değil, benim hitab’i acziyetimden kaynaklanıyor. Yinede sabırla yazımı sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ediyorum. Selamlar. Mustafa Seçkin ÇAKIR ÇANAKKALE HARP HATIRALARI GÖNÜLDAŞI
|