Çanakkale savaşı, Çanakkale şehitleri, Çanakkale Zaferi, Paylaşım ve tartışma forumu
Şubat 06, 2012, 10:39:22 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Foruma yazı yazmak için lütfen üye olunuz.
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ATATÜRK, ÇANAKKALE’NİN NERESİNDEYDİ ?  (Okunma Sayısı 917 defa)
harmanyolcusu
Global Moderator
Başlangıç
*****

Karma: +2/-0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 49



« : Temmuz 22, 2007, 09:15:00 ÖÖ »

     

       Sık sık her yazılarımızda bahsederiz, Türk milleti olarak bizler, gerçekten çok duygusalız.Yani, bir insanı veya bir şeyi çok sevdim mi, çok sever, yerdim mi çok yereriz.Bunu ortasını bir türlü bulamayız.Ancak sevgilerde ve yergilerde ihtilafa düştümmüde bir birimizi çok incitiriz.Misal olarak; Malazgirt fatihi Alparslan’ı, Osmanlı’nın kurucusu Osman gaziyi, İstanbul’un fatihi Sultan 2. Mehmet’i, herkes sever kimse “ yahu efendiler, bu adamda hiçte hak etmediği başarılarla ithaf olunuyor. Gereksiz itibarlardan kaçınıp, hatalarını ifşa edelim” demiyor,Dememelerinde haklıdırlar çünkü, bu şahıslar yüce Türk milletinin birer değerleridir de ondan. Ancak bazı güzide şahıslar vardır ki, gerçekten çok büyük haksızlıklara maruz kalmışlardır. Misal olarak; I.Çelebi Mehmet gibi, 2. Osman gibi, 4. Murat gibi, 3. Selim gibi ve 2. Abdülhamit han gibi.Herkesin mutabık kalması açısından, misalleri Osmanlı İmparatorluğundan verdim. )
        Şimdi Türk insanının duygusallığına maruz kalan bir insandan bahsedeceğim.
         Bu insan buluğ çağına erdikten, son nefesini verinceye kadar, kendini vatanına ve bayrağına adamıştır.Nice büyük savaşlara katılmış, yaralanarak gazi olmuş, yetmemiş dünya harbi ve kurtuluş harbi  sonrası, kalemi eline alarak cehalet ile savaşmıştır.Yaptığı mücadeleler esnasında sağlığını hiç düşünmemiş ve genç denecek yaşta hayata gözlerini yummuştur. Evet bu şahıs Büyük savaşçı, Büyük siyaset ve devlet adamı GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’TÜR.       
           Biz şimdi burada Atatürk’ün hayatını veya siyasi kişiliğini anlatmayacağız. Bununla ilgili bir çok kitap zaten mevcut.Bizim anlatacağımız konu, yukarda da zikrettiğimiz gibi, Türk insanının duygusallığından dolayı Mustafa Kemal Paşa’nın hiçte hak etmediği haksız ithamlarda bulunulması.Bu konu hakkında ciltler dolusu eserler yazılabilir, haksızlık edenlere belgeleriyle beraber cevaplar verilebilir.Ancak,  Çanakkale araştırmacıları olarak bizler, yalnızca ve kısaca, Mustafa Kemal Bey’in ( ATATÜRK ) , Çanakkale de isnat edilen bazı haksız ithamları zikredeceğiz. 
           Bazı kasıtlı yazarlar ve bir kesim halk dilinde Mustafa Kemal Bey, Çanakkale de çarpışmamış veya çarpışmış olsa da cephe gerilerinde görev yapmış.Şimdi bunu yazan şahısların, Çanakkale savaşlarını araştırdığını, hatta alelade yazılan bir Çanakkale savaşları ile ilgili bir kitabı okuduğuna dahi inanmıyorum. Çünkü okumuş olsa idi, “Mustafa Kemal Çanakkale de çarpışmamıştır” sözünü sarf ederken yüreği sızlardı. Ben burada ayrıntıya girmek istemiyorum, çünkü Mustafa Kemal adı, Çanakkale savaşları yazan har yerin altında imza olarak bulunur.Ancak şunu yazmadan edemeyeceğim. 25 Nisan tarihinde düşman çıkartmaya başladı.Mustafa Kemal Bey, emir gelmeksizin askerlerini hazırladı, daha sonra askerlerinin başında kestirme dar patikalardan geçerek, düşmanı durdurmak üzere ön cepheye vardı.İsterseniz bundan sonra Ruşen Eşref ÜNAYDIN’IN, Atatürk ile 1918’de yaptığı mülakatta, orijinal metinden bizzat Mustafa Kemal paşa’dan dinleyelim ;
  “efred o müşkül araziyi bila tevakkuf kat’etmek yüzünden yorulmuş ve yürüyüş umku pek ziyade derinleşmişti.Alay ve batarya kumandanlarına , efradı tamamen toplayıp, küçük bir istirahat vermelerini istedim.Denizden mestur olarak on dakika kadar tevakkuf edecekler, sonra beni takip edeceklerdi. Ben de, arada bir Aptal geçide vardı.  O aptal geçidinden  Conkbayırı'na gidecektim. Yanımda yaverim, emir zabitim ve sertabip ile oralarda tekrar bulduğumuz fırka cebel topçu taburu kumandanı olduğu halde evvelâ atlı olarak yürümeye teşebbüs ettik, fakat arazi müsait değildi. Hayvanları bıraktık, yaya olarak Conkbayırı'na vardık.
   Şimdi burada tesadüf ettiğimiz sahne en enterasan bir sahnedir. Ve vak'anın en mühim anı bence budur.
Paşa tekrar bir sigara yakıyor ve birkaç yaprak daha çevirdikten sonra, haritasını alıp şöyle izah ediyor:
Bu esnada Conkbayırı'nın cenubundaki 261 rakımlı tepeden sahilin tarassut ve teminine memuren oralarda bulunan bir müfreze efradının Conkbayırı'na doğru koşmakta, kaçmakta olduğunu gördüm. Size şu muhavereyi aynen okuyacağım! Bizzat bu efradın önüne çıkarak:
- Niçin kaçıyorsunuz? dedim.
- Efendim düşman! dediler.
- Nerede?
- İşte, diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.
Filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı tepeye yaklaşmış ve kemali serbestiyle ileriye doğru yürüyordu. Şimdi vaziyeti düşünün: Ben kuvvetlerimi bırakmışım, efrat on dakika istirahat etsin diye... Düşman da bu tepeye gelmiş... Demek ki düşman bana benim askerlerimden daha yakın! Ve düşman, benim bulunduğum yere gelse kuvvetlerim pek fena bir vaziyete duçar olacaktı. O zaman artık bunu bilmiyorum, bir muhakemei mantıkiye midir, yoksa sevki tabiî ile midir, bilmiyorum.
Kaçan efrada:
- Düşmandan kaçılmaz, dedim.
- Cephanemiz kalmadı, dediler.
- Cephaneniz yoksa, süngünüz var, dedim.
Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım. Yere yatırdım. Aynı zamanda Conkbayırı'na doğru ilerlemekte olan piyade alayı ile cebel bataryasını yetişebilen efradının "marş marş"la benim bulunduğum yere gelmeleri için yanımdaki emir zabitini geriye saldırdım. Bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. Kazandığımız an bu andır”.
          Yukarına ki yazının Osmanlıca kelimelerinin tümünü anlayamayabiliriz ancak, Çanakkale’yi kazanılan anı, anlayamamamız için af edersiniz ama ya aptal yada zihinsel özürlü olmak gerekir.
            Aslında yazıma, Mustafa Kemal Paşa’nın, Anafartalar taarruzlarının kendisi deyil başkaları tarafından yapıldığı, Conk bayırında deyil başka yerde yaralandığı , şarapnel’le değil Osman Çavuş tarafından kurşunla vurulduğu, Mehmetçik’e hakaret vari sözler sarf ettiği gibi, aklıma gelen ve aslı astarı olmayan bir çok insafsın ve vicdansın iftiralara, cevap vermeyi arzulamıştım ama, hem uzatıp dostları sıkmamak düşüncesi ile , hemde yukarıdaki metinle bizzat bunlara, Mustafa Kemal Paşa’nın cevap verdiği düşüncesiyle, yazımı sonlandırıyorum. İnşallah, bizler bu, çirkin müfteri’lere cevap yazacak, daha çok konu kaleme alacağız.
      Selamlar. 
Moderatöre Bildir   Logged

ÇANAKKALE HARP HATIRALARI GÖNÜLDAŞI
denmur
Başlangıç
*

Karma: +0/-0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1


« Yanıtla #1 : Ekim 30, 2007, 08:23:58 ÖÖ »

Teşekkürler arkadaşım , bu bilgilendirme yazın için. Dediğin gibi M.Kemal ATATÜRK Çanakkale'de her cephede her noktada  bulunmuştur. Bu günlere geldiysek bunu kayıtsız şartsız ATATÜRK' e borçluyuz. Ama ne yazık ki sizinde değindiğiniz gibi bunu görmek istemeyen yada görmezden gelen bir takım densizler de var. Hatta 2007 yazında Fethiye'de bir stand kurulmuş, Çanakkale savaşı video gösterisi izletiliyordu.Çocuklarım ve misafirlerimle oturup 45 dakika o filmi izledik ama filmde savaşın başlamasından zafere kadar geçen bütün aşamalarında Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün adı bir yada iki yerde sıradan bir cümle içerisinde geçti. Duruma daha fazla dayanamayıp olaya müdahale etmeye çalışmamıza rağmen karşımıza bir muhatap çıkmadı. Bu ve bunun gibi halka yanıltıcı bilgi verenlerin herzaman karşısında olduğumuzu gösterelim ve gerçekleri herkesin bilmesini sağlayalım.  Saygılarımla 
« Son Düzenleme: Kasım 07, 2008, 01:14:31 ÖS Gönderen: HAYRİ » Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: 1   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC 1 XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.243 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu