Çanakkale savaşı, Çanakkale şehitleri, Çanakkale Zaferi, Paylaşım ve tartışma forumu
Şubat 06, 2012, 10:01:23 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Foruma üye olarak çalışmalarımıza katkıda bulunabilirsiniz.
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ADAM ÖLDÜRME ZANAATI  (Okunma Sayısı 2703 defa)
harmanyolcusu
Global Moderator
Başlangıç
*****

Karma: +2/-0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 49



« : Temmuz 26, 2007, 02:08:58 ÖS »

           

            Dünyanın her yerinde ve her tarihte, savaş meydanlarında bir şey, sürekli  öncelik olmuştur.Oda minimum zayiatla karşı düşman askerlerini öldüre bilindiği kadar öldürmek. Çünkü, askeri azalan düşman zayıflayacak, dolayısıyla mağlup olacaktır.
            Karşı düşman askerini öldürmeye çalışmak, uzun  süreli cephelerde zamanla bir tekniğe dönüşür.Düşmana hissettirmeden ve kendisine zarar verdirmeden, şok bir davranışla imha edebilindiği kadar asker imha etmek.Biz şimdi yazımızda bu davranışa Adam Öldürme Zanaatı diyeceğiz.
              Çanakkale savaşlarında adam öldürme zanaatı, o tarihe kadar hiç kullanılmamış veya, o tarihte ( 1915 ) geliştirilerek kullanılan yöntemlerin bir kısmına bakacağız.Bir kısmına diyorum çünkü, Çanakkale savaşlarında öyle zamanlar vardır ki, birliklerin kalabalık askeri olması, 500 kg.lık mermiler atan devasa toplarının olması veya, çok sağlam istihkamlarının olması orduları acziyetten kurtaramamıştır.Teknik ve stratejik taktikler, kimi zaman Gelibolu’nun engebeli arazisinde ( özellikle arı burnu cephesinde ) savaşa yön vererek citti ve acil başarılar sağlamıştır.
              Evvele Çanakkale savaşlarında kullanıldığı iddia edilen Gaz’la başlayalım. Bizim müttefikimiz olan Almanya, Çanakkale’de gaz kullanılmasını teklif etmiş, ancak Osmanlı zabitleri tarafından şiddetle reddedilmiştir. İtilaf devletleri ise ( Fransa ve İngiltere ) o tarihlerde dünyanın bir çok yerinde, özellikle Avrupa da kullanılan gaz’ı, Çanakkale’de, resmi kayıtlara göre kullanmamıştır. Ancak savaşı gözetlemek ve kayda geçmek için Çanakkale’de bulunan, İngiliz gazeteci Ellis Ashmead Bartlett, Çanakkale gerçeği adlı kitabında, 28 Haziran 1. Zığındere faciasından sonra savaş alanını gezerken aynen şu ifadeleri kullanmıştır; “burasıda derenin içi gibi enkaz ve pislik ile doludur, her taraf dayanılmaz derecede iğrenç bir koku yayılıyor ve milyonlarca sinek sürüleri hücum ediyordu. Bir köşede tüfeklerini dizleri üzerine aykırı koymuş ve birlikte oturan yedi Türk vardı. Bunlardan biri, arkadaşının boynuna kolunu dolamış ve yüzüne mütebessimane bakıyordu. İşte bu anda ölüm, bu yedi arkadaşı avlamıştı.Bunların tamamı sanki uyuyor gibi görünüyorlardı, çünkü bu yedi Türk askerinden ancak birisinde yara izi gördüm.”  Hiçbir yerli yazarımızın kabul etmediği İngiliz’lerin gaz kullandığını, Bir İngiliz tarafından öğreniyoruz.
                  Adam öldürme zanaat’çılarının kullandığı bir diğer yöntem el bombalarıdır. İki tarafında bolca kullandığı bu yöntem, özellikle Kaba tepe ile Abdurrahman bayırına kadar olan bölgede ( arıburnu cephesi ) en sık ihtiyaç duyulan yöntemdir. Hatta 27. alay cephesinde bir tepeye de Bomba Sırtı ismi verilmiştir. ( Tamamı şehit olan 57. alay Şehitliğinin bulunduğu yer. ) Bomba muharebelerinde çok citti anlamda sarfiyat olmuş, İstanbul Zeytinburnu’na bir el bombası imalathanesi dahi kurulmuştur. ( Gerçi üretilen bombaların bir kısmının atıldığı yerlerde patlamadıklarını, yabancı kaynaklardan öğreniyoruz, Auprey HERBERT. ) Bomba muhaberelerinde, mevziye düşen bombaları patlamadan geri fırlatan BOMBACI MEHMET ÇAVUŞ’TAN  bahsetmeden geçemeyiz. Nice hayatları kurtaran Mehmet Çavuş, yine mevziye atılan bir bombayı geri fırlatırken elinde patlamış ve bir kolunu maalesef kaybetmiştir.Yalnızca birbirlerine atılan elbombalarımıydı ? elbette hayır, savaş esnasında birbirlerine atılan ikramları ( taze meyve, sigara, çikolata, konserve vb. ) kullanarak, bazen hilelerde yapılıyordu.Bunlardan bir tanesini Çanakkale gazisi Halil Koç dede anlatıyor, “Birinde İngilizler, kavurma kutusuna barut ve fişek doldurup, fitilini ateşleyip bizim istihkama attılar. Fısır fısır yanıyor kutu istihkamın içinde. Biz kaçalım derken dirsek siperini yıktık. 7 kişi bu yıkıntının altında kaldık. Kutunun lehimleri eriyince açılıverdi... Deste deste fişekler yayıla kaldı orta yerde. Kimseye bir şey olmamıştı. Masal gibi hep bunlar...”
                 Adam öldürme sanatçılarının kullandığı bir diğer yöntem AYNALI TÜFEK’lerdir. Bu yöntemi İngilizler icat etmiş, ancak her iki tarafta kullanmışlardır. Bizlerin bu tüfekleri kullanmasında en büyük pay, elbette rahmetli Çanakkale gazimiz ALİ DEMİREL’dir. Ali dedemiz, bize aynalı tüfekleri şöyle anlatıyor; “27. Alay'ın aynalı tüfeklerini ben yaptım. Marangozum demiştim ya...Sivillikte marangozluk bildiğimden tüfeklere ayna takma işini ben yaptım. Bölükte piyadeydim esasında.

Bir gün düşmandan, düşman mevzilerine yaptığımız bir hücumdan, bir aynalı tüfek ele geçirmiştik. Bizim mevzilerin yanında bir tünel vardı. O tünelin içinde düşmandan ele geçirdiğimiz tüfeğe baka baka bizim tüfeklere de ayna takmıştım. Her mangaya bir tana aynalı tüfek dağıtılmıştı benim yaptıklarımdan. Tüfeğin namlusuna önlü arkalı iki tane ayna koyardım. Siperden kafanı çıkarmadan aynalara bakıp düşmanı görürdün.
Yaralanınca, Demetoka Hastanesi'ne yolladılar. Üç ay hastanede yattım. Sonra, çıkınca tekrar eski birliğime, mevzilere döndüm. Hastaneden dönünce ben hep aynalı tüfek işine baktım. Alay kumandanı beni mevzi ye sokmadı da, aynalı tüfek işine ayırdı.

Arıburnu’nda Atatürk'ü gördüm. Öteki kumandanlarla beraber dikilmişlerdi. Alaylar onların önünden geçtiler. Yürüyüş yaptılar. O zaman gördüm. Heybetli adamdı. Önünden geçtik resmi geçitle. Öyle gördüm.
                 Gelibolu yarımadasının engebeli olmasından dolayı, her iki tarafında kullandığı bir diğer yöntem, LAĞIMLAR’dır. ( TÜNELLERDİR ). Kendi mevzisinden kazarak düşman mevzisine kadar, toprağın altından giden asker, düşman tarafına geldiğinde ne kadar patlatıcı varsa doldurur ve fitilleyerek kendi mevzisine gelir.Ateşlendikten ve patlatıldıktan hemen sonra büyük bir hücuma kalkışılarak, karşı mevziler ele geçirilir.Her iki düşman taraf, bu yöntemi o kadar citti ye almışlardır ki, Osmanlı ordusu Zonguldak vilayetinden Maden işçilerini dahi getirdiği rivayettir.Gayet teknik olan bu yöntemde  çok enteresan lağım dinleme yöntemleri kullanılmıştır.Bunların başında mutfaklardan getirilen tencereleri lağım tehlikesi olan bölgelere koymalarıdır.Lağımlarla ilgili gazi Mehmetçik’imizin bir çok anısı mevcut. Ankara Ayaş’lı Mustafa oğlu ECİR’i  olmak üzere hepsini okumanızı ve öğrenmenizi tavsiye ederim. ( YAŞAYAN ÇANAKKALE’Lİ MUHARİPLERİ – Cahit Önder ) 
             Adam öldürme sanatı ve zanaatçıları elbette bu kadar deyil, daha neleri var neleri, keskin nişancılarını dersiniz, intihar komandolarını mı dersiniz, daha bir çokları. İnsan araştırdıkça Çanakkale savaşlarının, yalnızca bir kaba kuvvet savaşı deyil, aynı zamanda bir beyin savaşı olduğunu anlıyor.
              Yüreği iman ile dolu olan Mehmetlerin, bu duygularla savaştığını bilmek, savaşı nasıl kazandığımızı anlatan en etkin sebeptir.
         Selamlar.
 
                       

 
Moderatöre Bildir   Logged

ÇANAKKALE HARP HATIRALARI GÖNÜLDAŞI
Sayfa: 1   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC 1 XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.105 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu