Çanakkale savaşı, Çanakkale şehitleri, Çanakkale Zaferi, Paylaşım ve tartışma forumu
Mayıs 19, 2012, 09:52:24 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Foruma üye olarak çalışmalarımıza katkıda bulunabilirsiniz.
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İŞTE DÜRÜSTLÜĞÜN BEDELİ ( 2 )  (Okunma Sayısı 1010 defa)
harmanyolcusu
Global Moderator
Başlangıç
*****

Karma: +2/-0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 49



« : Temmuz 31, 2007, 08:47:04 ÖÖ »

       

               Mesrur düşman, mahsun Mehmet yazımızda da ifade etmeye çalıştığımız, farklı ülke milletlerinin karakteristik özelliklerine göre, almış oldukları esirlere muamelelerini, bir parça daha ifade etmek için, bu yazımızda da birkaç misal vereceğiz.
               Mehmetçik’e şefkat timsalini, benim ve benim gibi düşünenler atfettiğimizde, bazı araştırmacı yazarlar buna itiraz ediyor. “Efendim, Mehmetçik’te sıradan askerdi.Oda arkadaşının köstekli saatini çalmıştı, oda her kızdığında sövmeye başlardı, oda savaştan kaçmıştı, ( Ermeni, Rum, Arap ve kandırılmış az sayıra Anadolu insanı ) oda bazı zamanlar, esir almayıp teslim olan düşmanı kurşunlayarak öldürdü, şeklinde bizlere ferdi misaller vererek, nedenini anlayamadığım bir hal ile Çanakkale savaşlarını klişeleştirmeye çalışıyorlar.Bu çalışmaları beni üzse de, fazla kızdırmıyor çünkü, cevabını bizzat yaşadıklarıyla Mehmet’ler veriyor.
              Hemen bu hal ile Avustralya’lı savaş muhabiri  Charles Bean’in  günlüğünde   8 Ağustos 1915 tarihli sayfasının bir anısını okuyalım;
           
           “Bugün Pazar. Bu topraklara ayak basalı 15 hafta oldu... Bugün hayatımda gördüğüm en alçakça davranışlardan birine şahit oldum. Sığınağımın hemen karşısında 100 kadar Türk ile 2 Alman esirin barındığı tutukevinin çevresine benzin döküp tutuşturuldu... Türklere çok yakın gelen dev alevler karşısında zavallı esirler tutukevinin en uç köşesine üşüştüler ama acı akıbetten kurtulamadılar...Bu görüntüyü seyredip gülüşenler arasında İngilizler de Avustralyalılar da vardı. Bu işi yapanların ağzını burnunu dağıtacak onurlu bir kişi yok muydu acaba? Aynı iş dün de yapılmıştı çünkü...”
        Şimdi şurada mutabık kalmamız gerektiğini düşünüyorum,ferdi halleri baz almadan objektif bakılırsa, hiçbir millet Mehmetçiğin eline şefkat hususunda su dökemez.Ferdi bakılırsa İngiliz askerlerininde iyi halleri elbette mevcuttur.İsterseniz  bir tanede Çanakkale gazimiz rahmetli Ali DEMİREL dedemizin, esir düştüğünde başından geçeni misal olarak verebiliriz;
       
         “Biner kişilik kafileler halinde 8 gün yol yürüdük, vardık Mısır toprağına...Kanala, İsmail iye’ye. 12 tel örgü vardı. Üçerbin kişi vardı her tel örgüde. Ben 4. Tel örgüdeydim.İki sene esir kaldım İngiliz'in elinde.

Tel örgülere geldiğimiz ilk günlerden biriydi...Bir İngiliz yüzbaşısı...Biz ayakta dizili bekliyoruz. O İngiliz yüzbaşısı bastonla geziyor, topallıyor. Yanında tercümanı var, tercüman başladı bağırmaya:

-27. Alay’dan kim var burada?
Kendi kendime öldürecek değiller ya dedim. Çıktım ileriye.
-Ben varım, dedim.

Bastonlu gavur, topal topal geldi yanıma. Ellerimden, gözlerimden öptü beni. O topal gavur esirlerin başında kumandan filandı herhalde.

Çok rahat ettim o gavurdan...Allah razı olsun.

Bana ayrı bir çadır kuruverdi. "Yanına iki de arkadaş al," dediler. Bir rahat ettim ama.... Sorma....

Arıburnu'nda yaralanmış gavur da. Çok korkmuş gavurlar Arıburnu'nda Türkler bir kişi kalmayasıya öldüreceklerdi İngilizleri dedir... Tercüman öyle söylerdi. Her ay bana 20 İngiliz Lirası maaş verirdi. Her hafta 80 paket Filli cigaralarından verirdi. Sat bunları da para yap, derdi.

Kendi de benim çadırımdan çıkmazdı. Hep yanımda dururdu.

Ben de o topal gavura, Alaman kaputlarından içi kadife kaplı bir sandık yaptım. Hani, bizim buralarda vardır ya çeyiz sandığı gibi öyle bir şey. Bir de İngiliz potinlerini söküp, 2 çift yarım potin yaptım. Elle yaptım...Çivilerini filan hep ellerimle yapmıştım. İki Osmanlı altını hediye etmişti bana. Sandığın üzerine de Esirler yapmıştır, diye yazdırıp İngiltere'ye götürmüştü. Çok az konuşurdu İngiliz yüzbaşısı.

Tel örgülerde 1000 kişi kalıncaya kadar beni bırakmadı.

Sonra gemilerle İstanbul'a geldik. İstanbul'dan köye geldim.

Çok beygir atı yedik. İngilizler bir kere bize koyun eti verdiler. Geri kalan zamanda hep at eti yedik tel örgülerdeyken”.
         
        Her milletin kendisine has özellikleri vardır dedikya, Müslüman Türk insanıda duygusal, askeride şefkatlidir.Evet Çanakkale savaşlarını tüm yönleriyle inceleyeceğiz, doğrusuyla ve yanlışıyla kabulleneceğiz.Ama basit misaller vererek kimse bu durumu farklı göstermeye çalışmasın. 
               Selamlar



Moderatöre Bildir   Logged

ÇANAKKALE HARP HATIRALARI GÖNÜLDAŞI
Sayfa: 1   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.13 | SMF © 2006, Simple Machines LLC 1 XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.088 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu